Bir süredir Z kuşağının apolitik olduğuyla ilgili söylemler dolaşımdı. Hatta Z kuşağıyla ilgili şikâyetler o kadar çok ki buraya sığmayacak kadar: Ahlak anlayışından ebeveyn davranışlarına, iş yaşamlarından gelecek düşüncelerine kadar Z kuşağı görece bir şikayet gerekçesi.
Z
kuşağı ile ilgili tanımlamalar da bir ara oldukça popülerdi. Şunu mu temsil
ediyorlar, bunu mu temsil ediyorlar. “Z” zombi mi, ölü kuşak mı vesaire. Önceki
kuşaklarla da kıyaslanıyordu, haliyle sağlıklı olmadıkları ifade ediliyordu.
Z kuşağı meydanlara neden indi?
Ancak
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınıp
tutuklanmasının ardından meydanlara Z kuşağı çıktı.
Liseli hareketinin üretimi
Bir
liseli hareketi oluştu siyasette. Bunu önemsiyorum. Yaşam politiktir. Siz
birilerinin politika yapılacaksa bir partiye üye olması gerektiği söylemine
bakmayın.
Sokaklar politiktir.
Eylemler
ve eylemde kullanılan semboller de Z kuşağını anlatması açısından ilginçti.
Polis
karşısında bir semazen.
Polis
karşısında Pikachu.
Gezi
eylemlerine atıf: “Çapulcular büyüdü!”
Ardından
CHP’nin boykot kararı ve boykot kararıyla birlikte Z kuşağının eyleminin
etkisi.
İktidar
ve iktidar yanlılarının bunlara söyleyecek bir sözü olmadı. E azından ezberleri
dışında bir söylemi olmadı. “Cuntacılık” suçlaması , “sokakların terörize
edildiği” iddiası ve bu iddia üzerinde tepinme.
Liseli
hareketi sokak hareketine dönüşmüştü artık. Sokaktan alınan güç okullara
yansıdı. Z kuşağı okulların da kendilerine ait olduğunu ifade ettiler ve bu bir
kazanımdı, statükoyu, dolayısıyla iktidarı temsil eden öğretmenler karşısında.
Üstelik
Z kuşağı sosyal medyayı da oldukça iyi kullanıyordu.
Bayram
süresince cezaevinde tutuklu bulunan arkadaşlarıyla irtibatlı olduklarını
defaten yazıp çizdiler, hatta burada güç topladılar. Bunun karşısında son
derece güçlü ve oldukça da köklü bir iktidarın söylemleri neden cılız kaldı?
İkinci
bir soru CHP Z kuşağını motive edebilmiş miydi?
Aslına
bakarsanız Gezi olaylarından sonra ilk kez böylesi geniş kapsamlı ve tabandan
gelen bir hareket ortaya çıktı. Buna İmamoğlu’nun sebep olmuş olması veya CHP’nin
yeni bir motivasyon kazanmış olması ayrı konu. Burada üzerinde durulması
gereken güçlü ve köklü bir iktidarın Z kuşağını, her şeye rağmen neden ikna
edemediğidir. Burada elbette “dindar” ve “kindar” nesil gibi bir ayrıma
girmeyeceğim. Şunu önemsiyorum: Z kuşağı Türkiye’de kaybedildiği zannedilen bir
zeminin bize kaybedilmeğini, aksine o zeminin kan tazelediğini gösteriyor. Bu
iktidarın bu konuda bir siyaset üretemediğinin de göstergesi olsa gerek. Yani
nasıl olur da çeyrek yüzyılda bir parti gençliği, yani iktidarın hemen bütün
argümanlarını ileriye taşıyacak, onu unutulmaz kılacak, devamlılığını ve sürdürülebilirliği
sağlayacak bir kuşak ortaya çıkmaz?
Yakalayamadığı
gençlik en güçlü partilerin bile sonu oluyor. Bunu Özal’ın ANAP’ın da gördük. Buradan
çıkan sonuç elbette son derece çarpıcı. Yollar, havaalanları vb. şeyler dışında
üretilmiş ve geleceği taşınacak bir kültür yok gibi gözüküyor. Bu da Z kuşağının
motivasyonunu konsolide ediyor.
Fotoğraf: anonim

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder