"Kesin şunu!" diye bağırdı kaptan.
Silahını çekti.
Dan!
Güvertede kavgaya karışan insanlar silah sesinin ardından donakaldılar.
Kaptan bağırdı: "Kim başlattı bunu?"
Yıldızların görünmez iplerle oynattığı bir kukla mı insan?
Siyaset denen şey düzmeceden ibarettir.
İnsan aslında sadece umurunda olmayan şeyleri kontrol altına almaya çalışır.
Hangi siyasetçi çocukken çiğnediği karınca için cenaze töreni düzenlemiştir?
Gemiyi hayaletler basmış.
Bizi denizimizden, güneşimizden, çocukluğumuzdan, hatıralarımızdan, belleğimizden, aşkımızdan koparmaya çalışıyorlar.
Onu sevmeyeceksin!
Neden?
Hayatımız sessiz sinemanın hızlı, sarsak adımlarını aceleyle takip eden bir hayat değil.
Hepimiz neden bir Charlie Chaplin değiliz diktatörler karşısında?
Neden gülerek gitmiyoruz ölüme?
Derler ki bir adım atmakta yeterliysen, seni heyecanlandıran hareketsizlikte en iyi olmandan daha iyidir.
Kendine bir tehdittir eylemsiz insan.
Mantık kül kedisi gibi kalır diktatör masallarında.
Ancak öldükten sonra ihtiyatlı olabilir diktatöre inananlar.
Diktatör retoriği tüberküloz.
"O karanlık odalardan çık artık anne!" diye söyleniyordu Hayat Hanım, "tüberkülozuna iyi gelecek".
"Tamam." Gönülsüzce onaylıyordu o belirsiz özne ama aslında o erotik bir tembellikti, kendine tapan.
Oysa sokaklar her zaman geminin bir parçası olmuştur!
Sokaklar güvertesidir geminin!
Hayat sokakta...
"Kesin şunu!" diye bağırdı kaptan.
Silahını çekti.
Dan!
O tusinamiye hiç yakalanmamış gözler şimdi çaya katılmış süt gibi görünüyordu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder