Emin olmadığınızda ne yaparsınız? Günümüzdeki sorunlar karşısında aramızda bazılarımız yönünü kaybetmedi mi, umutsuzluğa kapılmadı mı? "Yönümüz hangisi? Şimdi ne olacak? Çocuklarıma ne söyleyeceğim." "Kendime ne söyleyeceğim." O insanları birlikte oturup birbirine bağlandıkları ve ortak bir umutsuzluk duygusun birlikte paylaştıkları bir andır. Ama şunu bir düşünün; diğer insanlarla olan bağınız umutsuzluktur. Bu bütün toplumun yaşadığı bir deneyimdir, korkunçtur ama onu birlikte yaşıyoruz. O zaman Bir erkeğin bir kadının özel bir felaket yaşaması nasıl bir şeydir? Kimse hasta olduğumu bilmiyor, kimse en son iyi bir dostumu da kaybettiğimi de bilmiyor, kimse yanlış bir şey yaptığımı bilmiyor. O yalnızlığı bir düşünün. Dünyayı bir pencereden görürsünüz. Camın bir tarafında mutlu, sorunsuz insanlar ve bir tarafındaysa siz.
Size şu hikâye anlatayım: Bir gece bir yük gemisi batmış Bir yangın çıkmış ve batmış ve sadece bir tayfa kurulmuş. Bir cankurtaran sandalı bulmuş, yelken açmış ve denizci disipliniyle gözlerini göklere çevirmiş ve yıldızları okumuş. Rotasını eve doğru ayarlamış ve bitkin bir şekilde uykuya dalmış. Bulutlar toplanmış. sonraki yirmi gece boyunca ise yıldızları görmeyi başaramamış. Kendisini doğru rotada sanıyormuş. Yine de emin olmasına imkan yokmuş. Böylece günler geçmiş ve tayfa güçsüz düşmeye başlamış. Şüphelenmeye başlamış. Acaba rotasını düzgün mü çizmişti. Hâlâ evine doğru mu gidiyordu yoksa korkunç biçimde kayıp mı olmuştu? Korkunç bir ölümle lanetlenmiş miydi? Bilemiyordu. Yıldızlardan gelen mesajı umutsuzluğundan dolayı hayal mi etmişti? Yoksa gerçeği bir kez görmüş müydü? Şimdi başka bir şüphe duymadan ona mı sarılacaktı?
Bugün hemen herkes değerler krizini çok iyi tanıyor. Size şunu söylemek isterim: Şüphede kesinlik kadar güçlü bir bağ olabilir. Kaybolduğunuzda yalnız değilsiniz.
(imaj:au

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder