Günümüzde başarısızlık artık bir hastalıktır ve tedavi yöntemleri, tedavi edecek başarısızlık otacıları vardır.
Daha
sözlerimin başında başarısızlığımızı bize bir tuzak olarak kullanan kendine iyi
niyetli kurumları ifşa edebilir miyim? Ya da başarısızlık ekonomisi oluşturmuş
olanları ele verebilir miyim?
Siz
de farkındasınızdır: Başarısızlık olağan olmaktan çıktığından bu yana bu alanda
bir sektör oluşmuştur. Burada en kısa yoldan şu adlandırılmış başarısızlıkları
sıralayabilirim.
Evlilikte
başarısızlık…
Ebeveynlikte
başarısızlık…
Sınavda
başarısızlık…
İlişkilerde
başarısızlık…
Hatta
evimizde beslediğimiz hayvanlarla etkileşimde başarısızlık… Liste uzun.
Şu
bir gerçek ki başarısızlık bazıları için oldukça semiz bir sofranın ana menüsü
niteliğindedir. Kimse kimsenin başarısız olmasını istenmez ama birçok sektör
pusuya yatmıştır. Sistemin açıklarından yontabilinenler yontulur ve bu
başarısız olanın iyiliği adına yapılır.
Başarısızlık
olağan olmaktan çıkmıştır. Artık başarısızlık insanları başarıya mahkûm etme
aracı olarak işletilmektedir. Hiçbirimizin başarısız olma hakkı yok gibidir.
Başarısız olmak hakkımız elimizden alınmıştır.
Hayatın
anlamının başarıda olduğu savı bir fetiş niteliğine büründürülmüştür. Çağın en
genel geçer retoriği başarı üzerine kurulmuş bir hayat isteği haline
getirilmiştir. Hepimizin başarı köleleri olmamız istenir. Hayatın anlamının
başarı üzerine kurulduğu ifade edilir. Başarı bir zorunluluk gibi sunulur.
Sadece başarmak için yaşamak gerektiği dayatılır.
Başarılı
olmak zorunluluğu bir hastalık gibidir ve bu hastalık fetiştir; hepimizin bu
hastalığa yakalanması, bu hastalıktan muzdarip olması istenir. Oysa bütün bu
isteklerin arkasında devasa bir ekonomi işlemektedir.
Envai
çeşit koçlar…
Renkli
yogalar…
Olmadık
olağanüstülükler içeren meditasyonlar…
Cenneti
vadeden cemaatler, tarikatlar…
Öndere tapınmalar... ve dahası.
Başarı
zorunluluğuyla zehirlenmek en başarısızlığa teslim olmak değil mi?.. Hadi her
şeyi bir kenara bırakalım, neden bütün varlığımızı başarıya adayalım?
Başarısızlığın bir deneyim olduğu ve bilgi içerdiği, insanlara yol açıcı
özelliklere sahip olduğu, hatta başarısızlığın bir rehber bile olabileceği hiç
aklımıza gelmez mi? Ya da bir başarısızlık karşısında kendi kendimizi yenileyerek
bu durumdan kurtulma imkânımız yok mu? Aslına bakarsanız bize başarılı olmayı
zorunlu kılanların en önemli ve vazgeçilmez altın kuralı kendi başımıza
başarısızlıktan kurtulamayacağımız imkânıdır. İmkânıdır diyorum çünkü onlar
kendilerini rehber olarak sınıflandırıyorlar; yani onlara tutunmadan
başarısızlıktan kurtulamaz, hedefimize ulaşamayız.
Başarısızlık
günümüzde ilk günah gibidir; bütün kötülüklerin anası ve gizlice, süslü, kimi
mistik kurumsallıklarla, cicili bicili, yani kimsenin başarısızlığımızdan
dolayı bizi ayıplamayacağı örtük yapılarla halledilmesi gereken, hatta bu
yapıların popülerleştirildiği en büyük sorun olarak servis edilmektedir. Bizi başarısızlığımız
karşısında başarıya götürecek yapılar pamuk şekeridir, elma şekeridir… Ama şu
hiç mi düşünülmez; başarısızlık özgürlüğün bir yansımasıdır.
Kısaca şu bir gerçektir ki başarısızlık özgürlüğümüz de elimizden alınmıştır. Başarısız olmak artık başarısız olmak değildir. Başarısızlık bir hastalık biçimine dönüştürülmüş, bu hastalığı tedavi ettiğini söyleyen farklı mutlak başarı otacıları türemiştir. Onların onaylamayacağı başarı başarısızlıktır ve onların onaylayacağı başarı da başarıdır. Artık başarısızlık yoktur bir hastalık vardır ve tedavi gerektirir.
(imaj: anonim
.jpg)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder