İki çocuğunuzdan birini, diğeri daha iyi hayat yaşasın diye öldürür müydünüz? Başkalarının iyiliği veya geleceğin daha iyi olması için kimin kurban edileceğine kim karar verebilir? Böyle bir karar alınabilir mi?
Aslına
bakarsanız şu yaşlı dünya böyle kararlarla bir eşikte. Bize ütopya
pazarlayanların tuzağı gelecek nesillerin daha iyi olacağı bir dünya. Neden
dünyayı bugün daha iyi yapmıyoruz? Neden dünyayı kendimiz için cehenneme
çevirirken gelecek nesiller için bir cennet yapma arzusuyla kıvranıyoruz?
Kendimize
söylediğimiz en büyük yalan da budur ihtimal.
“Çocuklarımız
daha iyi bir dünyada yaşasın!”
Çocuklarımız
mı? Biz yaşamayı başaramamışken ve iyi bir hayat kuramamışken bu nasıl olacak? “İyi”
derken iyinin dokusu, kalitesi ve geleceğe kalabileceğini nasıl anlayıp,
nereden bileceğiz veya bunu kim bilebilir?
Hemen
hiçbir zaman insanlık yaşadığı çağı yaşamıyor; kendinden sonrakiler için öncekilerin
kendilerine bıraktığı enkazı temizlemekle uğraşıyor. Özellikle de günümüzde
yaşamak dediğimiz bir enkazın başında piknik yapmak gibi bir şey.
Öylesine
yoğun bir enkaz kaldırma çabası ki, iktidarlar umutlu gelecek vaatleri verirken
yıkımı daha da derinleştirdiklerini kolayca gizleyebiliyorlar. Bakıyorum da
hemen her geçmiş nesil daha iyi bir gelecek için uğraşıp didinmiş, sonuç?
İnsanların
iyiliği için çalıştığını söyleyenlerin kendine inanmışlıkları söylemin
inandırıcılığını öylesine güçlü hale getiriyor ki, geleceğin iyi olabileceğine
inanç kendi kendimizi kurban etmemiz konusunda bir rızamız bile oluşuyor.
Gelecek nesiller için ölebiliriz? Hatta gelecek nesiller iyi yaşayacaksa benim
canım alınmış ne olacak?
Geleceği
kutsallaştırmak tam da avanak kasnakların olumsuz imkânıdır. Şu da bir gerçek bir
“gelecek” ekonomisinden söz etmek de mümkün. Bize yarının ülkelerinden, yarının
dünyasından bahsederler. Bir “kurtuluş ümidi” pazarlarlar. Bunu özellikle bütün
iktidar yanlıları ve belirli bir güç etrafından toplanmış insanlar yapar. “Yarın
daha güçlü, daha sağlıklı, daha iyi olunacaktır” gibi retorikler propaganda
yoluyla servis edilir ve ama kimse “bugün neden daha iyi yaşamıyoruz?” diye
sormak aklına gelmez.
Şehitlik,
cennet, cehennem meselesi de böyledir. Hesaplar öbür dünyaya göre yapılır,
adalet öbür dünyada gerçekleşeceği için bu dünyada çok az insanın kılı
kıpırdar, adil bir hukuk için. “Tanrı kötülerin cezasını verecektir!” o yüzden
bu dünyada pek bir şey yapma imkânı yoktur.
Hindistandaki
kast sisteminin farklı versiyonları hâkimdir gelecek ekonomisinde: Geleceğin
iyi olduğunu söyleyenler zaten iyi bir hayat yaşamaktadır ama iyi bir hayat
yaşamayanları böyle kandırırlar.
Bunun
bir kurban psikolojisi olması ayrı bir konudur ama asıl mesele insanların neden
bugün yaşamayı öğrenme dertleri olmaz, bunu anlamak imkânı adeta yok gibidir. Kendini
geleceğin iyiliği için kurban vermeye hazırlananlar bugünü daha iyi yaşama
konusunda ihtimal belirli bir bilgi birikime de sahip değiller. Ya da kurban
rolü oynamak onlar için bir konfor olanıdır, kim bilir.
(imaj: anonim
.jpg)
♥️🙏
YanıtlaSil