6 Aralık 2024 Cuma

İYİLİK ÜLKÜSÜNÜN KURBANLARI


İki çocuğunuzdan birini, diğeri daha iyi hayat yaşasın diye öldürür müydünüz? Başkalarının iyiliği veya geleceğin daha iyi olması için kimin kurban edileceğine kim karar verebilir? Böyle bir karar alınabilir mi?

Aslına bakarsanız şu yaşlı dünya böyle kararlarla bir eşikte. Bize ütopya pazarlayanların tuzağı gelecek nesillerin daha iyi olacağı bir dünya. Neden dünyayı bugün daha iyi yapmıyoruz? Neden dünyayı kendimiz için cehenneme çevirirken gelecek nesiller için bir cennet yapma arzusuyla kıvranıyoruz?

Kendimize söylediğimiz en büyük yalan da budur ihtimal.

“Çocuklarımız daha iyi bir dünyada yaşasın!”

Çocuklarımız mı? Biz yaşamayı başaramamışken ve iyi bir hayat kuramamışken bu nasıl olacak? “İyi” derken iyinin dokusu, kalitesi ve geleceğe kalabileceğini nasıl anlayıp, nereden bileceğiz veya bunu kim bilebilir?

Hemen hiçbir zaman insanlık yaşadığı çağı yaşamıyor; kendinden sonrakiler için öncekilerin kendilerine bıraktığı enkazı temizlemekle uğraşıyor. Özellikle de günümüzde yaşamak dediğimiz bir enkazın başında piknik yapmak gibi bir şey.

Öylesine yoğun bir enkaz kaldırma çabası ki, iktidarlar umutlu gelecek vaatleri verirken yıkımı daha da derinleştirdiklerini kolayca gizleyebiliyorlar. Bakıyorum da hemen her geçmiş nesil daha iyi bir gelecek için uğraşıp didinmiş, sonuç?

İnsanların iyiliği için çalıştığını söyleyenlerin kendine inanmışlıkları söylemin inandırıcılığını öylesine güçlü hale getiriyor ki, geleceğin iyi olabileceğine inanç kendi kendimizi kurban etmemiz konusunda bir rızamız bile oluşuyor. Gelecek nesiller için ölebiliriz? Hatta gelecek nesiller iyi yaşayacaksa benim canım alınmış ne olacak?

Geleceği kutsallaştırmak tam da avanak kasnakların olumsuz imkânıdır. Şu da bir gerçek bir “gelecek” ekonomisinden söz etmek de mümkün. Bize yarının ülkelerinden, yarının dünyasından bahsederler. Bir “kurtuluş ümidi” pazarlarlar. Bunu özellikle bütün iktidar yanlıları ve belirli bir güç etrafından toplanmış insanlar yapar. “Yarın daha güçlü, daha sağlıklı, daha iyi olunacaktır” gibi retorikler propaganda yoluyla servis edilir ve ama kimse “bugün neden daha iyi yaşamıyoruz?” diye sormak aklına gelmez.

Şehitlik, cennet, cehennem meselesi de böyledir. Hesaplar öbür dünyaya göre yapılır, adalet öbür dünyada gerçekleşeceği için bu dünyada çok az insanın kılı kıpırdar, adil bir hukuk için. “Tanrı kötülerin cezasını verecektir!” o yüzden bu dünyada pek bir şey yapma imkânı yoktur.

Hindistandaki kast sisteminin farklı versiyonları hâkimdir gelecek ekonomisinde: Geleceğin iyi olduğunu söyleyenler zaten iyi bir hayat yaşamaktadır ama iyi bir hayat yaşamayanları böyle kandırırlar.

Bunun bir kurban psikolojisi olması ayrı bir konudur ama asıl mesele insanların neden bugün yaşamayı öğrenme dertleri olmaz, bunu anlamak imkânı adeta yok gibidir. Kendini geleceğin iyiliği için kurban vermeye hazırlananlar bugünü daha iyi yaşama konusunda ihtimal belirli bir bilgi birikime de sahip değiller. Ya da kurban rolü oynamak onlar için bir konfor olanıdır, kim bilir.

(imaj: anonim

1 yorum: