31 Mayıs 2021 Pazartesi

POSTMODERNİZMİN ŞEYTANLARI: Yeni Stigma Evreninde Aşılanmış Olarak Var Olmak ya da HANGİ ÜLKENİN AŞILARIYLA DAMGALANACAĞIZ?

POSTMODERNİZMİN ŞEYTANLARI: Yeni Stigma Evreninde Aşılanmış Olarak Var Olmak ya da HANGİ ÜLKENİN AŞILARIYLA DAMGALANACAĞIZ?


HASTALIK VE DAMGALAMA (AŞI VE TIBBİ DAMGALAMA)
Gelecek zamanlarda Postmodernizmin Şeytanları olarak anılmamız mümkündür. Ortaçağ’da hastalık Şeytan işi, rezillik, ruhun bozulması, kınanması gereken, itibarsızlaştırılan olarak nitelendiriliyordu. Damgalamak ve etiketlemek (lekelenmek-stigma) kavramı böylece sosyolojiye, sosyolojiyle birlikte de diğer bilim kavram setlerine dâhil edilmiş oldu. İtalyanlar sifiliz hastalığına “Fransız Şeytanı”, Fransızlar ise “Napoli Şeytanı” diyorlardı… 18. ve 19. yüzyılda başta yoksulluk, tüberküloz, ve zekâ geriliği, 1900’lü yıllarda ise kanser, damgalanma sebebiydi. 20 yüzyılın en görünür, korkutucu, damgalaması ise AIDS olmuştur. Ruhsal olarak hasta olanlar ise yüzyıllar boyunca damgalananlarda başı çekmiş mağdurlarıdır.
ÖNCE DAMGA SONRA ETİKETLEME
Damgalamanın tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Ortaçağ’dan günümüze kadar uzanan süreçte, hayvanlar için kızgın demirle dağlanarak yapılan damgalama, tarihsel süreklilik içinde insanlara da uygulanmıştır. Böylece damga sembolü, aynı zamanda bir etiket halini almıştır. Eski dönemlerde bedenlere uygulanan damga, günümüz dünyasında da yerini almıştır. Bugün her damgalama nefret söylemi elbette içermemekte… Ancak eskiden damgalanmış insanlar, Şeytanlaştırılmış öldürülmüştür… Bilimsel literatüre çok büyük katkıları olan Erving Goffman, damgalamayı “itibarı derinden sarsan bir özellik” olarak tanımlamıştır. Damgalama, diğer birçok bilim insanı tarafından sosyal kimliğin değer erozyonuna uğratılması olarak nitelendirmişlerdir. Damgalama bir önyargı, bir kalıp yargı, kusurluluğa, değersiz olmaya işaret olarak nitelendirilmiştir. Bütün bu değerlendirmeler, tanımlar ve kuramlar çerçevesinde damgalanan mağdurlar dışlanmaya sebep olmuşlardır. Çünkü artık bir stigmaya sahip olan düşüklüktür. Örneğin suçlular, damgalanmayı hak ederler çünkü böylece toplum, suçluların “stigmaları” sayesinde onlardan kendisini koruyabilir. Suçlular üzerindeki leke aslında lekesizliğe, lekesizliğin iyiliğine, birliğine, beraberliğine vurgudur. Lekeliler sapkındır, cezasını çekmiş olsa bile o etiket üzerindedir… Damgalama çok çeşitli biçimlerde karşımıza çıkmaktadır. Doğuştan getirdiğimiz özellikler (siyah beyaz deri ayrımı, cinsiyet vb.), sosyo-kültürel statüsü (inançlar etnik ayrımlar, ideoloji, giyim biçimi), psikolojik ve fizki (Ruhsal hastalıklar, obezlik, zayıflık, hamilelik, vb.) damgalama sebepleri olabilir. Damgalamanın en önemli özelliği toplumsal olmasıdır ve egemenlik, otorite içermesidir. Görünür damgalama olduğu gibi (fiziksel deformasyon yani obezite, cinsiyet, deri rengi vb.) görünmeyen, ya da gizlenebilen (din, ideoloji, mezhep, eşcinsellik, madde bağımlılığı, iktidarsızlık, cinsel soğukluk, infertilite, şizofreni vb.) biçimleri mevcuttur... Günümüze kadar hastalıklar, hemen her dönem damgalama sebebidir. En fazla damgalanan hastalıklar arasında veba, cüzzam, tüberküloz, kanser, AIDS, sifiliz (frengi), epilepsi, multiple skleroz (MS), vitiligo, son yıllarda ise kanser damgalama sebebidir.
HANGİ ÜLKENİN DAMGASINI TAŞIYACAĞIZ?
Günümüzde ise Covit 19 Pandemisi (salgın hastalığı) damgalama sebebimizdir. Her ne kadar hepimiz maskeyle gezip, mesafeye uysak da artık hemen hepimiz bir birimize salgın hastalığa yakalanmış gibi bakıyoruz. Ancak daha önemlisi salgınla mücadelede ortaya çıkanların damgalama ve etiketlenmeyle doğrudan ilgisidir. Aşı karşıtlı, salgın hastalığa yakalanmış olmanın saklanması ve son on dört ayda yaşananlar ayrı bir konu, bugün aşılanmaya başlandığından bu yana ilginç olaylar yaşanmaktadır. Aşının farklı ülkelerde bulunması ve diğer birçok ülkeye bunların satışı ve aşı uygulamaları bir damgalama şeklini almıştır. Önümüzdeki süreçte A ülkesine ait B insanının C aşı yaptırmış olması D ülkesine girmeme sebebi olabilecektir. Nihayetinde hangi ülkenin aşısını (damgasını) seçeceğimizde özgür olabiliriz ama nihayetinde sadece damga değil üzerimizde bir etiket de taşımaya başlayacağız… Aşı pasaportlarından bahsedilmektedir. Bugün hemen herkes aşı yaptırıp yaptırılmadığından çok birbirine hangi ülkenin aşısını yaptırdığını sormaktadır… Tarihsel süreklilik içinde damgalamanın sebep ve sonuçları, kişiden kişiye, toplumdan topluma değişiklik gösterebilmiştir. Bunların son derece ilginç sonuçları da olmuştur. Ancak bugün durum geçmişteki hiçbir hale benzememektedir. Çünkü küresel dünyada, yaşamın devam edebilmesi için bir damgalanma zorunluluğundan bahsedilmektedir. Aşı, yani artık hepimizin bir stigmaya, yani bir damgaya zorunlulukla ihtiyaç hissetmemiz ayrımcılığın yeni bir boyutu olabilir mi? Bu insanların hem kendi ülkeleri içinde hem de diğer ülkelere seyahatinde nasıl durumlarla karşılaşacağının belirsizliğini, dolayısıyla endişesini artırmaktadır. Bu durum kişilerin ve toplumların kendilerini soyutlamasına yol açabilir mi? Açarsa sonuçları ne olur? Sahne aşılar, sahte aşı kartları (pasaportları) vb. ortaya çıkabilir mi? Aslında tıbbi damgalanma bugün ortaya çıkmış da değildir. Özellikle 19. Ve 20. Yüzyılda insanlar aşılanmış ve bu aşılar insanların vücutlarında görünür yerlerindedir.
DAMGALAMAYA HAPSOLMAK (AŞIYA HAPSEDİLMEK)
Nihayetinde damgalanma sadece kişiyi ve ailesini etkilemez. Günümüzde salgın hastalığa karşı tıbbi damgalama (aşılama) toplumsal bir olgudur. Bir çok belirsizliği ve olumsuzluğu içinde barındıran bu aşılama (damgalama) hem kişiyi, hem ailesini ve çevresini, hem de toplumu derinden etkileyebilir ve etkilemektedir de. O halde 21. Yüzyılda yaşadığımız bu salgın hastalık karşısındaki tıbbi damgalanma ile bizi nasıl bir ülke ve dünya beklemektedir, bunun bugünden ortaya konulması gerekmektedir. Belki dünya üzerindeki bütün insanlar, hepimiz Posmodernizmin Şeytanları olarak nitelendirilecek olsak da durumun açıklığa kavuşması gerekmek mi? Nihayetinde bireyler, topumlar ve ülkeler damgalamaya hapsedilecekse ve bu bilinçli yapılacaksa ve bu ayrımcılığı körükleyecekse kanımca bunun sonuçları kestirilemez... (au

YARALANILAN KAYNAKLAR
Giddens, A., Sosyoloji, Ankara, Ayraç Kitabevi, Ankara, 2000.
Goffman, E., Damga: Örselenmiş Kimliğin İdare Edilişi Üzerine Notlar, çev. L. S. Ş. Geniş, Ankara: Heretik Yayıncılık, Ankara, 2014.
E. Gofman, Tımarhaneler, çev: Ebru Arıcan, 1. Baskı, Heretik Yayınları, İstanbul, 2015.
Gofman, E. Günlük Yaşamda Benliğin Sunumu, çev. Barız Cezar, 3. Basım, İstanbul, 2014.
Irwin W. Sherman, Dünyamızı Değiştiren On İki Hastalık, çev. Emel Tümbay, Mine Anğ Küçüker, 6. Basım, İstanbul, 2020.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder