28 Kasım 2016 Pazartesi

SİZE KENDİSİNİ ADAMAYA HAZIR BİR KADIN BULURSANIZ ONU KENDİNİZE KÖLE YAPAR MISINIZ

Madam Batırfılay (Butterfly-Cio-Cio-San) Puccini’nin üç perdelik operası (17 Şubat 1904) olarak tarihe geçmiştir. Sanat tarihinin yaratan ile yaratılan arasındaki en belirgin var ediş, ya da yok oluş metnidir bu eser.
Madam Batırfılay kendisini kocasına adamaya hazır, 15 yaşında gencecik bir geyşadır. Japonya’ya gelen bir Amerikan subayı olan Pinterkon ile evlenir. Evlenirken dinini de değiştirir. Batırfılay ailesi kızlarını din değiştirdiği için reddeder. Batırfılay artık kocası Pinterkon ve sadık yardımcısı Suzuki’den başka kimsesizdir. Hamile de kalan genç kadını bir süre sonra Amerikalı kocası da terk eder. Batırfılay sabırlıdır, eşini beklemeye başlar; doğurduğu oğlunu büyütür. Pinterkon ise Amerika’da evlenmiştir. Zaman geçer. 3 yıl sonra Pinterkon, Japonya’da terk ettiği karısının yanına gider. Pinterkon’u 3 yaşındaki oğluyla karşılayan Batırfılay kocasının Amerika’da evlendiğini öğrenir, bunu affetmez ve harakiri yaparak intihar edip, canına kıyar; cezalandırdığı kendisi olur. Klişe gibi gelir ama değildir… Bu onurlu bir davranıştır ve aslında Pinterkon’a vicdan azabı da aktarır…

Puccini’nun bu eseri benim için bir sadakatsizlik örneğinden çok insanlar sevgiyle yaratılanın kendisini nasıl ortadan kaldırdığıyla ilgilidir. Birini sevmek, birine aşık olmak ve birine adanmak… Madam Batırfılay nerede hata yapmıştır? Birini severek mi, birine aşık olarak mı, yoksa birine adanarak mı? Aslında hata yapmamıştır. Çok sevmenin ölçüsü nedir henüz tam anlamıyla hatları çizilmemiş olsa da o gerçekten çok sevmiştir. İntiharının altında yatan sebep de bana göre adanmış bir kalbin aldatılmışlık hissiyle yaşama devam edemeyeceğinden çok, adandığının daha da açıkçası severek var ettiğinin buna değmeyecek kadar vasat oluşunu hazmedememiş olmasındadır. “Sen o kadın değilsin” ya da “Sen o adam değilsin” derken acaba biz ne kadar o’yuz. Kendimizi adamaya hazır insanlar bulduğumuzda onları köle yapmaya mı çalışıyoruz yoksa kölesi mi olmaya çabalıyoruz? Severken ne kadar ileri gidebiliriz? 
Puccini bize bu muhteşem eseriyle, adanmış olunanın adanan karşısındaki çaresizliğinden çok adananın kendi eserini nasıl çürüttüğünü ve böylece çürüyüp gideceğini gösterdiğini düşünür ve önemserim. Bence insan çok severek sevdiğini kendinden yaratır, yaratılan yaratanı küçümseyip, artık kendisini önemsediğinde kendisini ortadan kaldırır… Bu yüzden Madam Batırfılay’i biliriz Pinterkon hiçbir şey ifade etmez.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder