Bazı yazarlar ruh acısı çeker, bazı yazarların acısı zihinseldir. Bazen ne söylediği esin olarak anlaşılamayan, pırasa saçlı, asosyal, güzel adam Beckett, hem zihinsel hem de ruhsal acı çeken yazarlardandır. Bu iki acının birleşmesi insanı Beckett yapar. Godo’yu beklerken en bildik eseridir ancak, Beckett’i Beckett yapan, acısını çektiği açık zihne ve geniş ruha sus payı diğer eserleridir. Başta şiirleri. Semiha Akar çevirisiyle “Eşlik”, Hamdi Koç çevirisiyle “Hikâye Sırasında”, M. Hakan Özdağ Çevirisiyle “Malone Ölüyor”, İngilizce ve Fransızcadan karşılaştırarak çeviren Fatih Özgüveni ile Fransızcadan Ahmet Soysal çevirisiyle ortak çeviri “Son Band” Beckett’i, kaosun yazarı yapar. Hem İblis ile hem de Tanrı ile tuttuğu işi böylece pekiştiren Beckett için yazında ulaşılması gereken bir hedef yoktur. O yazmak için doğmuştur ve onu da fazlasıyla yapar. En çok da Malon Ölüyor’da kendisini ortaya çıkarır Beckett: İnsan için (Beckett için) en iyisi doğmamış olmaktır. İroniktir ve Beckett doğmamıştır dolayısıyla ölmez, çünkü yazar ve sanatçılar zaman içinde kıstırılamaz. Yazarın ve sanatçının özgürlük için savaşı özgürlüğe mahkûm olmaktan geçer. “Malone Ölüyor”-Beckett Ölüyor, böyle bir hikâyeyi anlatır bize. Hikâyedeki her kelimeden sonra sessizlik…
Malone’un penceresinden dışarıyı gözlerken tanık olduğu cinsellik eylemi iki insanın paylaştığı romantik bir tecrübe değil, biyolojik ihtiyaçlardan kaynaklanan son derece basit, kaba ve hayvani bir fiil olarak tanımlanır: … birbirini seviyor olmalılar, demek böyle yapılıyor bu. … perdenin arkasında hareketsiz duruyorlar şimdi. Bu kadar erken bitirmiş olabilirler mi işlerini? Demek ki ayakta sevdiler birbirini, köpekler gibi.”
Beckett dünyasında aşkın karşısında hiçbir din de dahil duramamıştır. Sonra öyle bir an gelmiştir ki aşk da tutunamamıştır. Hiç’tir her şey. Tıptı Beckett gibi. Bu hiçlik ise sadece geleneği yok etmez, bugünü ve geçmişi de yok eder ve yeni bir inşa süreci başlar.
İlginçtir, 1938 yılının Ocak ayında Paris’te, “Tedbirli” ilanıyla ün salmış bir kadı satıcısının ısrarlarını geri çevirmeye çalışırken göğsünden bıçaklanan Becket, ölümden döner. Uzun süre birlikte vakit geçirdikleri James Joyce Becket’in bakımını üstlenir. Paris’e geldiğinde tarıştığı Suzanne Deschnevaux-Dumesnil, olay kamuoyunca duyulunca Beckett’e ilgi gösterir. İkili daha sonrasında birbirine bağlanırlar. Bir ön duruşma sırasında Beckett, kendisine saldıran adamın gözlerinin içine bakar ve kendisini neden bıçakladığını sorar, adam Jene sais Pas, Monsieur. Je m’excuse-Bilmiyorum, bayım. Üzgünüm” diye karşılık verir. Beckett için hiçbir şeyin sebebini öğrenememiş olmak her şeyin sebebidir.
...
(aliulurasba viralimaj:fotodali

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder