… lafı kıvırtmadan söyleyeyim: yaşamın herhangi
bir mayıs günü. hayali bir akıl hastanesinin kantininde. Hayali bir masada.
Hayali bir teneke bardakla çay içiyorum. Kitaplarımdaki ben gibi. Çay oldukça
demli. Elim teneke bardaktan yansa da o çayı içiyorum. Üzerimde bir sürü göz
izi: …hasta mıyım? Ziyaretçi mi? Burada mı çalışıyorum?.. Benimse bir beklentim
var. Gökyüzümün açık hücresinde, acılarımın ötesinde bir beklenti. Bu dünyanın
veya bir başka dünyanın ya da bir hiç’in beklentisi. Beklentim oldukça canlı.
Belki bir çay daha içerim teneke bardağımla, parmak uçlarımın yanması tatlı bir
acıyla kaşınıyor. Ellerini tuttuğum ellerimi kanatmamalıyım. Belki hiç kimsenin
onun gibi beni güzelce öldürerek, kendi hayatını capcaplı yaşamaya gittiğini
söylemeliyim ama ölü bir kanserli hücre konuşmaz. Konuşmaz. Bırakılmışlığın
tadı dilimin ucunda, şimdi söyleyeceğim beklentimi. Kalp bir yer imi değil. O
yüzden olsa gerek ikimiz, şu İstanbul kentinden daha yalnızız artık. Yaşamın
boyunca özlediğin, hep özleyeceğin olur...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder