… her insanın hayatı içinde bir dervişle bir iblis tepişir.
Yaşamak için bir nedene ihtiyaç yoktur. Yaşamın kendisi yaşamak için en büyük gerekçedir. Yaşamak ölümün de gerekçesidir. İş “Nasıl yaşamak?” sorusunu cevaplamaya gelince her şey değişir.
Mukadderat ilginç bir kelimedir. Birçok şeyi içinde barındırır. İçinde barındırdığı o birçok şey arasında “Nasıl yaşamak?” sorusunu karşılayacak bir cevap yoktur. Bazılarımız için hayat, yaşama hevesiyle atıldığımız bir çok şeyin kursağımızda kalmasıyla kurban rolü oynamaktır. Bazılarımız içinse hayat açık bir bilinçle kendini tasfiye ederek kalıcı kurban olmak, arkada ayak izi yerine kan izi bırakmaktır. Yaşamı aşkın gerekçesi yapan, mukadderatını aşkını yaşamak olarak belirleyen, böylece gönüllü kalıcı kurban olarak aramızda yaşayıp sonra bir kuş gibi uçarak, evrenin çatısı üzerinden, kanlı ayak izlerinde açan çiçekleri seyreden Furuğ Ferruhzad, yazar: “…benim en büyük derdim sizin beni tanımamış olmanızdır; hiçbir zaman da tanımak istemediniz ve belki de hâlâ siz benim hakkımda düşündüğünüzde, beni uçarı, aşk romanları ve tahran müsavvar dergisinin öykülerinden dolayı kafasında aptalca düşünceler oluşan bir kadın olarak biliyorsunuz. Keşke öyle olsaydım ve mutlu olabilseydim. İşte o zaman dünya küçücük bir odacık olurdu ve ben, dans partilerine gitmekle, güzel ve şık elbiseler giymekle, komşu kadınlarla çene çalmakla, kaynana ile dalaşmakla ve kısacası pis ve anlamsız binlerce işle yetinirdim ve daha büyük ve daha güzel bir dünyayı tanımazdım; bir ipek böceği gibi kendi kozamın sınırlı ve karanlık dünyasında kıvranarak büyürdüm ve hayatımı sona getirirdim. Fakat ben böyle yaşayamazdım. Ben kendimi bildiğim andan beri, benim başkaldırım ve isyanım bu aptalca görünüş ile başlamıştır. Ben büyük olmak istiyordum ve istiyorum. ben, bir gün doğup ve bir gün bu dünyadan çekip giden ve arkalarında bu geliş ve gidişlerinden herhangi bir iz bırakmayan yüz binlerce insan gibi yaşayamam.”
… bir ruha aşk isabet ettiğinde mukadderat “Nasıl yaşamak?” sorusunun cevabını sonsuzla çarpar...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder