22 Mayıs 2016 Pazar

BİR KADINDA İKİ KADINI SEVMİŞİM

Bu sabah ağır bir göğüs ağrısı ve kesintisiz öksürüklerle uyandım.
Hemen hepimiz, başkalarının hayatını çoğaltıp, kendi hayatımızdan eksilerek yaşarız... Yaşamın dışındaymışım gibi seyrettim kendimi bu sabah. Yazarlık hastalığının ön belirtileriydi belki de bunlar. İnsanın öldükten sonra yazar olacağını, okuduğum onca kitabın hiç tanımadığım yazarların içimdeki mezarlarını sık sık ziyaret ederken öğrendim. Yazacağım kitaplar var. Kimi planlanmış, kimi için notlar alınmış, kimi kırk elli sayfa olmuş demlenmeye bırakılmış, kimisi sadece hayal. En son film seyrederken filmleri seyretmediğimi, okuduğumu düşündüm, öyleydi gerçekten. Yazarken de sanırım yazmıyorum, seyrettiğimi anlatıyorum, seyrettiklerimin hiçbiri bir yerde gösterimde değil.
Ot gibi yaşamayı düşündüm, yine bugün. Siyah güle benzettiğim Tezer Özlü’nün dediği gibi, herkes Gregor Samsa olamaz. Hemen herkeste kafkaeksikliği vardır ve bu eksikliğin farkında bile değil. Bir sabah uyandığımızda kendini hamamböceği olarak bulmamışsak, bir süre saçma sapan gerekçe ile aynı hayatı yaşama alışkanlığımızın artık bizi büyülediği gerçeğini kabullenmemiz gerekir. Ot gibi de yaşanabilir, bu hayat ot için anlamlıdır. Az uyu, az ye, az konuş ve çok oku. Bir de şu var: Bir kadında iki kadını sevmişim: biri cıvıl cıvıl, gencecik, incelikli, vicdanlı, sevimli, sıcak ve daha bir çok şeyle birlikte başımı döndürmeyi bilen, aşka inanan, tenin verdiklerini inkâr etmeyen korkusuz, gözüpek isyancı kadın; diğeri beni şaşırtıp, bocalatan katatonik bir geleneksel, katı bir rahibe disiplini ile yetiştirilmiş, baba rolü oynayan, bugünkü kendisini oluşturanlara öfkeli bir bilinçle bilerek egoist kadın….
Yaşamak, yaşamak değil yitmek. İnsanın kişisel özgürlüğüdür yitip gitmek. Ne isterdi bilmiyorum. Ne yıldızlar var elimde ne gökyüzü ona vereceğim. Yittikçe yüzü düşüyor aklıma, korkmuyorum, bir sabah bütün o eski kağıtları yakacağım. 
...
(aliulurasba,viralimaj:aliulurasba


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder