18 Haziran 2015 Perşembe

TEKERLEĞİ YENİDEN KEŞFETMELİYİZ

Bir ayaktakımı sosyolojisi geliştirilseydi dünya kurulduğundan bu yana dini ve siyaseti tutanların yaşamları ilk sırada olurdu ve biz böylesi bir bilimsel çalışma karşısında küçük dilimizi yutardık. Çünkü hayatın iki önemli merkezinde temelsizce yaşananlar bizim bilincimize traji komik yansırdı.
Artık sorularımızı değiştirmeliyiz ve bulacağımız cevaplardan korkmamalıyız.
Siyaseti bir kenara bırakıyorum din ve özelinde İslam ile ilgili kendi okumalarım çerçevesinde bu mübarek Ramazan ayında artık bizim oruç tutmamamız gerekiyor. Oruç bizi tutmalı. Çünkü biz oruç tuttuğumuzda, oruç tutmayanları gördüğümüz zaman neden oruç tutmuyorlar tepkisini geliştiriyoruz. Oruç tutanlara karşı saygılı olunması düşüncesini geliştiriyoruz. Oysa oruç bizi tutsaydı, neden oruç tutuyorum sorusuna muhatap yapardık kendimizi, oruç tutmayanların bize saygı veya saygısızlığıyla uğraşmazdık. Hatta karşımızda yemesini içilmesini erdemli veya erdemsiz davranış kalıpları içinde değerlendirmezdik.
Yaşam biçimlerimiz, inanışlarımız ve en temelde dünya ve ahiret görüşlerimiz, hangi biçimde karşımıza çıkarsa çıksın birbirimize karşı saygısızlık olamaz. Ahlakı da içinde barındıran erdemli insan dediğimiz varlık, senin yaşamın sana benim yaşamım bana anlayışında kendini var eder. İnsan olmanın zorlukları vardır ama senin ramazanın sana benim ramazanım bana, senin insanlığın sana benim insanlığım banadır. Cennet’in annelerin ayakları altında olmasının temel dinamiği-metaforu, annenin çocuğu için dünyalık her şeyi ayakları altına almış olmasında gizlidir; anne çocuğu için başta kendisi olmak üzere her şeyden vazgeçmiştir.
Vazgeçin! Vazgeçtiklerinizin üzerinde yükseldiğinizi göreceksiniz.  
Bu anlamda ölümden sonraki yaşamı kazanma inancı uğruna gerçekleştirdiğimiz zor veya kolay, hayatı kısıtlayan veya hayata yeni pencereler açan bütün ibadetlerle ilgili bizim yaptığımız ibadetleri yapmayanlara karşı geliştirdiğimiz tepkisel tavrın aslında kendimize yöneltilmesi gerektiğini bilmeliyiz. Yaratıcı kendisini inkâr etme özgürlüğü verdiği insanın diğer bir insan üzerinde Tanrıyı oynama hürriyeti yoktur.
Evet ve kesinlikle oruç tutmayalım, oruç bizi tutsun.
Namaz kılmayalım, namaz bizi kılsın.
Dinimizi tutmayalım, dinimiz bizi tutsun.
Allah’ı tutmayalım, Allah bizi tutsun.
Çünkü biz her neyi tutarsak koparıp atmak gibi sakil bir eylem bilincine de sahibiz. İnandıklarımız ayaktakımı inançları değil ve olamaz. Ramazan zan makamı değildir, naz makamıdır ama çocuk şımarıklığında ortalığı kasıp kavurarak, insanları kırarak, çevremizdekileri usandırarak insanlara naz yapma değil, Rabbe nazdır. Rab hepimizin nazını çeker her şeye rağmen…

İKİ CİHANDA SULH!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder