Bir
ayaktakımı sosyolojisi geliştirilseydi dünya kurulduğundan bu yana dini ve
siyaseti tutanların yaşamları ilk sırada olurdu ve biz böylesi bir bilimsel
çalışma karşısında küçük dilimizi yutardık. Çünkü hayatın iki önemli merkezinde
temelsizce yaşananlar bizim bilincimize traji komik yansırdı.
Artık
sorularımızı değiştirmeliyiz ve bulacağımız cevaplardan korkmamalıyız.
Siyaseti
bir kenara bırakıyorum din ve özelinde İslam ile ilgili kendi okumalarım
çerçevesinde bu mübarek Ramazan ayında artık bizim oruç tutmamamız gerekiyor.
Oruç bizi tutmalı. Çünkü biz oruç tuttuğumuzda, oruç tutmayanları gördüğümüz
zaman neden oruç tutmuyorlar tepkisini geliştiriyoruz. Oruç tutanlara karşı
saygılı olunması düşüncesini geliştiriyoruz. Oysa oruç bizi tutsaydı, neden
oruç tutuyorum sorusuna muhatap yapardık kendimizi, oruç tutmayanların bize
saygı veya saygısızlığıyla uğraşmazdık. Hatta karşımızda yemesini içilmesini
erdemli veya erdemsiz davranış kalıpları içinde değerlendirmezdik.
Yaşam
biçimlerimiz, inanışlarımız ve en temelde dünya ve ahiret görüşlerimiz, hangi
biçimde karşımıza çıkarsa çıksın birbirimize karşı saygısızlık olamaz. Ahlakı
da içinde barındıran erdemli insan dediğimiz varlık, senin yaşamın sana benim
yaşamım bana anlayışında kendini var eder. İnsan olmanın zorlukları vardır ama
senin ramazanın sana benim ramazanım bana, senin insanlığın sana benim
insanlığım banadır. Cennet’in annelerin ayakları altında olmasının temel
dinamiği-metaforu, annenin çocuğu için dünyalık her şeyi ayakları altına almış olmasında
gizlidir; anne çocuğu için başta kendisi olmak üzere her şeyden vazgeçmiştir.
Vazgeçin!
Vazgeçtiklerinizin üzerinde yükseldiğinizi göreceksiniz.
Bu
anlamda ölümden sonraki yaşamı kazanma inancı uğruna gerçekleştirdiğimiz zor
veya kolay, hayatı kısıtlayan veya hayata yeni pencereler açan bütün
ibadetlerle ilgili bizim yaptığımız ibadetleri yapmayanlara karşı geliştirdiğimiz
tepkisel tavrın aslında kendimize yöneltilmesi gerektiğini bilmeliyiz. Yaratıcı
kendisini inkâr etme özgürlüğü verdiği insanın diğer bir insan üzerinde Tanrıyı
oynama hürriyeti yoktur.
Evet
ve kesinlikle oruç tutmayalım, oruç bizi tutsun.
Namaz
kılmayalım, namaz bizi kılsın.
Dinimizi
tutmayalım, dinimiz bizi tutsun.
Allah’ı
tutmayalım, Allah bizi tutsun.
Çünkü biz
her neyi tutarsak koparıp atmak gibi sakil bir eylem bilincine de sahibiz.
İnandıklarımız ayaktakımı inançları değil ve olamaz. Ramazan zan makamı
değildir, naz makamıdır ama çocuk şımarıklığında ortalığı kasıp kavurarak,
insanları kırarak, çevremizdekileri usandırarak insanlara naz yapma değil,
Rabbe nazdır. Rab hepimizin nazını çeker her şeye rağmen…
İKİ
CİHANDA SULH!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder