Mutluluğu huzuru arayanlar
hiçbir zaman bulamadılar. Aşkı arayanlar buldu. Bu sözüm özellikle kadınlar
için. Aşkı hor göreni aşk hor görmedi ama unuttu. İki kadından bahsedeceğim:
Frida Kahlo ve Chavela Vargas. Bu iki kadını popüler kültürün de ikonu arasına
sokan sevme biçimleri ve hem kendilerine hem de erkeğe bakış açıları. Yaşama
bir bakışları yok, sevme biçimleri var ve erkeğe bakış açıları var. Gerisi
teferruat. Benim için bu iki kadın yüce iki bitkin, yüce iki kalp. Bazı
kadınlar sadece kalp taşır. Bu iki kadın beyaz perdedeki kadın imajını yerle
bir ederken kendi varlığını sinemadan gerçek hayata sızdıran Marla Singer Knoks’un
imgesinde etten kemikten, yaşamış olan iki kadın. Marla Singer’i şizofren bir
erkek yaratmıştı, ilk bakışta orospu gibi gelir ama kendini bu şekilde
görenlerden milyon kat orospu değildir. Seven bir kadındır sadece… Kimi sevdiği bellidir, kendisini var eden
adamı. Ama kendisini var eden adam bir başka adam daha yapmıştır kendisine
Marla Singer için. Marla Singer'i hak etmek için… Bu kadar ayrıntıya girmeyeceğim. Çünkü mevzu uzar. Zira
uzamaması lazım, çünkü bazı kadınlar sadece kalbiyle yaşar ve yaşamları bu
yüzden kısa sürer. Frida Kahlo ve Chavela Vargas. Renkleri giyen, renklerle
konuşan Frida’nın Diogosu vardır ve şöyle seslenir koca adamına onca büyük
acıyı çekmiş serçe kız (gerçekten de kocamandır Diago):
Diego.
Gerçek, öyle büyük ki, ne konuşmak ne uyumak ne
dinlemek ne sevmek istiyorum. Kendimi tuzağa düşmüş hissetmek, hiç kan
korkusu olmadan, zamanın ve büyünün dışında, senin kendi korkunun ve büyük
ıstırabının içinde ve kalbinin atışında. Tüm bu deliliği senden
isteseydim, biliyorum sessizliğinde sadece karmaşa olurdu. Bu saçmalıkta senden
şiddet istiyorum ve sen, sen bana incelik veriyorsun, ışığını ve sıcaklığını. Seni
resmetmek isterim ama bu şaşkınlığım içerisinde, hiç renk yok çünkü çok renk
var, büyük aşkımın somut hali.
Ve Yolu Frida ile kesişen Chavela Vargas, nam-ı
diğer La Chamana, tatlı koca karı. Neredeyse Cehennem’de geçen bir hayat.
Vargas 93 yaşında, bir hastane odasında, solunum tüplerini ve tüm müdahaleleri
reddediyor. Gelen Azrail’dir, gözlerinin içine bakıyor ve şöyle diyor
etrafındakilere: “Hayata hiçbir borcum yok, onun da bana borcu yok. Yıllar
önce ödeştik.”
90 yaşındayken de Pink Martini’nin bir
albümünde “Piensa En Mi” diyor o yaşlı buruşuk sesiyle, “Derin bir
üzüntü içindeysen eğer beni düşün…” Frida filminde şarkı söylüyor
Vargas ama ne şarkı.
… Vargas ile tanışan Frida
“Belki de cennetten bana gönderilmiş bir hediyedir” diyor Vargas için.
Yaşadıkları iki kadının tensel birlikteliğinden çok fazlası… 2002’de Frida
filminde oynar yaşlı buruşuk sesli Vargas. Ezber bozar bu iki kadın. Bu sahnede
Vargas tüm gösterişli, ezber bozan dişiliğiyle görünür. Üzerinde erkek
kıyafetleri vardır, tabii ki bu gösterişi tamamlayan içki, puro ve kesinlikle
silah. Frida’nın hayaletine kadeh kaldırır; derin bir üzüntü içindeysen beni
düşün.
Belki de sadece kalp
taşıyan gerçek kadınlar yaşlanmadan ölmemeli ve hayata her zaman herkesin baktığı
yerden bakmamalı. (au
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder