23 Mayıs 2015 Cumartesi

BAZI KADINLAR SADECE KALP TAŞIR

Mutluluğu huzuru arayanlar hiçbir zaman bulamadılar. Aşkı arayanlar buldu. Bu sözüm özellikle kadınlar için. Aşkı hor göreni aşk hor görmedi ama unuttu. İki kadından bahsedeceğim: Frida Kahlo ve Chavela Vargas. Bu iki kadını popüler kültürün de ikonu arasına sokan sevme biçimleri ve hem kendilerine hem de erkeğe bakış açıları. Yaşama bir bakışları yok, sevme biçimleri var ve erkeğe bakış açıları var. Gerisi teferruat. Benim için bu iki kadın yüce iki bitkin, yüce iki kalp. Bazı kadınlar sadece kalp taşır. Bu iki kadın beyaz perdedeki kadın imajını yerle bir ederken kendi varlığını sinemadan gerçek hayata sızdıran Marla Singer Knoks’un imgesinde etten kemikten, yaşamış olan iki kadın. Marla Singer’i şizofren bir erkek yaratmıştı, ilk bakışta orospu gibi gelir ama kendini bu şekilde görenlerden milyon kat orospu değildir. Seven bir kadındır sadece…  Kimi sevdiği bellidir, kendisini var eden adamı. Ama kendisini var eden adam bir başka adam daha yapmıştır kendisine Marla Singer için. Marla Singer'i hak etmek için… Bu kadar ayrıntıya girmeyeceğim. Çünkü mevzu uzar. Zira uzamaması lazım, çünkü bazı kadınlar sadece kalbiyle yaşar ve yaşamları bu yüzden kısa sürer. Frida Kahlo ve Chavela Vargas. Renkleri giyen, renklerle konuşan Frida’nın Diogosu vardır ve şöyle seslenir koca adamına onca büyük acıyı çekmiş serçe kız (gerçekten de kocamandır Diago):

Diego.
Gerçek, öyle büyük ki, ne konuşmak ne uyumak ne dinlemek ne sevmek istiyorum.  Kendimi tuzağa düşmüş hissetmek, hiç kan korkusu olmadan, zamanın ve büyünün dışında, senin kendi korkunun ve büyük ıstırabının içinde ve kalbinin atışında. Tüm bu deliliği senden isteseydim, biliyorum sessizliğinde sadece karmaşa olurdu. Bu saçmalıkta senden şiddet istiyorum ve sen, sen bana incelik veriyorsun, ışığını ve sıcaklığını. Seni resmetmek isterim ama bu şaşkınlığım içerisinde, hiç renk yok çünkü çok renk var, büyük aşkımın somut hali.
Ve Yolu Frida ile kesişen Chavela Vargas, nam-ı diğer La Chamana, tatlı koca karı. Neredeyse Cehennem’de geçen bir hayat. Vargas 93 yaşında, bir hastane odasında, solunum tüplerini ve tüm müdahaleleri reddediyor. Gelen Azrail’dir, gözlerinin içine bakıyor ve şöyle diyor etrafındakilere: “Hayata hiçbir borcum yok, onun da bana borcu yok. Yıllar önce ödeştik.” 
90 yaşındayken de Pink Martini’nin bir albümünde “Piensa En Mi” diyor o yaşlı buruşuk sesiyle, “Derin bir üzüntü içindeysen eğer beni düşün…” Frida filminde şarkı söylüyor Vargas ama ne şarkı.
… Vargas ile tanışan Frida “Belki de cennetten bana gönderilmiş bir hediyedir” diyor Vargas için. Yaşadıkları iki kadının tensel birlikteliğinden çok fazlası… 2002’de Frida filminde oynar yaşlı buruşuk sesli Vargas. Ezber bozar bu iki kadın. Bu sahnede Vargas tüm gösterişli, ezber bozan dişiliğiyle görünür. Üzerinde erkek kıyafetleri vardır, tabii ki bu gösterişi tamamlayan içki, puro ve kesinlikle silah. Frida’nın hayaletine kadeh kaldırır; derin bir üzüntü içindeysen beni düşün.

Belki de sadece kalp taşıyan gerçek kadınlar yaşlanmadan ölmemeli ve hayata her zaman herkesin baktığı yerden bakmamalı. (au

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder