Ölümcül kimliklerin oluşumu
İnsanın cinsel kimliğinden başka diğer
bütün kimlikler ölümcüldür. Çünkü cinsel kimliklerimiz bize sadece bizi
anlatmaz, aynı zamanda bize kendimizi yaşatır. Biz, kendimizi yaşayabilmek için
de birey olmak zorundayızdır. Cinsel kimliğimiz oluşmadığı sürece diğer ölümcül
kimliklere sığınırız. Bu ölümcül kimlikler bizi aidiyet hissiyle diğerlerine
bağlar. Bu bağlanma güvenli bir liman değildir ve asla da olmamıştır. Çünkü
cinsel kimliğimizi kazanmak yerine diğer ölümcül kimliklerle bir yere
aidiyetimizi onaylatırken sadece bireysel ve toplumsal şiddet değil, büyük
toplumsal erozyonlar ve yıkımları da ortaya çıkar. A milliyetine ait olmak, B
dinine inanmak, C cemaatinin bir ferdiymiş gibi davranmak veya diğer her türlü
aidiyetler bizden kurban ister. İlk kurban ise insanın kendisidir. Çünkü insan
benliğin bir başka benlik topluluğuna devreder.
Kiralık benlik
Devredilmiş benlik veya benlik yitimi,
bireysel ve sosyal şizofreniyi tetikleyen bir unsurdur. (Burada şizofreniyi bir
hastalık değil sapkınlık ideolojisi olarak ele alıyorum) Cinsel kimliği
oluşamamış insanlar ve toplumlardaki bu yarılma, dinin yardımcı oyunculuğuyla
ahlaksızlığı ahlak haline getirir. Daha doğrusu cinsel kimliği oluşmamış
toplumlar ve bireylerde “duruma göre ahlak” icat edilir. Duruma göre ahlak
yasasına göre kiralık benliğin sahibi birey veya bireyler için mahalledeki kızı
“bacı”dır, bir alt mahalledeki “orospu”odur. Bunun yansımalarını spordan
sanata, siyasetten diğer birçok alana kadar görmek mümkündür. Peki bunu aşmak
mümkün müdür?
Herkes herkesle sevişemeyecek
“Cinsel devrim yapacağız abi geliyor
musun?”
“Geliyorum.”
“Ama cinsel devrim olunca herkes
sevişemeyecek, sadece isteyenler birbiriyle sevişecek, rahat sevişecek.”
“O zaman gelmiyorum.”
Uzun zaman önce Beşiktaş’ta bir eski
alışkanlıkla gezdiğim eski bir kitapçıda rastladığımı hatırlıyorum bu karikatür
diyaloğuna. Bu diyalog kanımca çok önemlidir ve cinsel devrimin şifrelerini
verir. Neden?
Niyetin dili ile insan dilinin barışması
Cinsel devrim herkesin herkesle
sevişebileceği ya da sadece seksi içeren bir olgu değildir. Cinsel devrim
insanın insanlığını, kendiliğini, birey oluşunu kazanmasıdır. Yani insanın
birey olmasındaki ilk aşamadır. Bir anlamda eyleme geçip bir kefaretle
karşılaşmadan önce niyetin bilinç ile bilinçsizlik parantezi arasında
olgunlaşmasıdır. Bir cinsel devrim olabilmesi için öncelikle niyetin dilinin
insan diline dönüşmesi, bireyin ortaya çıkması gerekir. Böylece ölümcül
kimliklere karşı, bir birey olarak kendi varlığımızla karşı durabiliriz. Birey
demek kendi ait, kendine özgünlüktür. Kadın ve erkek olarak kendimize ait
oluşumuz derimizin altındaki o derinliktedir, derimizde veya derimizin üzerinde
değil. Dolayısıyla cinsel devrim insanın kendisini, din de dâhil diğer bütün
ölümcül kimliklerden soyutlayarak kendi kimliğini oluşturması,
bireyselleşmesi-aitleşmesi-özgünleşmesidir. Böylesi büyük bir devrim karşısında
erotizm, müstehcenlik, seks, pornografi ve bütün bunlardan ortaya çıkabilecek
haz-doyum derinliksiz sarf malzemelerinden başka bir şey değildir...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder