14 Ocak 2020 Salı

TÜRKİYE’DE CİNSEL DEVRİM YAPACAĞIZ GELİYOR MUSUN?


Ölümcül kimliklerin oluşumu

İnsanın cinsel kimliğinden başka diğer bütün kimlikler ölümcüldür. Çünkü cinsel kimliklerimiz bize sadece bizi anlatmaz, aynı zamanda bize kendimizi yaşatır. Biz, kendimizi yaşayabilmek için de birey olmak zorundayızdır. Cinsel kimliğimiz oluşmadığı sürece diğer ölümcül kimliklere sığınırız. Bu ölümcül kimlikler bizi aidiyet hissiyle diğerlerine bağlar. Bu bağlanma güvenli bir liman değildir ve asla da olmamıştır. Çünkü cinsel kimliğimizi kazanmak yerine diğer ölümcül kimliklerle bir yere aidiyetimizi onaylatırken sadece bireysel ve toplumsal şiddet değil, büyük toplumsal erozyonlar ve yıkımları da ortaya çıkar. A milliyetine ait olmak, B dinine inanmak, C cemaatinin bir ferdiymiş gibi davranmak veya diğer her türlü aidiyetler bizden kurban ister. İlk kurban ise insanın kendisidir. Çünkü insan benliğin bir başka benlik topluluğuna devreder.

Kiralık benlik

Devredilmiş benlik veya benlik yitimi, bireysel ve sosyal şizofreniyi tetikleyen bir unsurdur. (Burada şizofreniyi bir hastalık değil sapkınlık ideolojisi olarak ele alıyorum) Cinsel kimliği oluşamamış insanlar ve toplumlardaki bu yarılma, dinin yardımcı oyunculuğuyla ahlaksızlığı ahlak haline getirir. Daha doğrusu cinsel kimliği oluşmamış toplumlar ve bireylerde “duruma göre ahlak” icat edilir. Duruma göre ahlak yasasına göre kiralık benliğin sahibi birey veya bireyler için mahalledeki kızı “bacı”dır, bir alt mahalledeki “orospu”odur. Bunun yansımalarını spordan sanata, siyasetten diğer birçok alana kadar görmek mümkündür. Peki bunu aşmak mümkün müdür?

Herkes herkesle sevişemeyecek

“Cinsel devrim yapacağız abi geliyor musun?”
“Geliyorum.”
“Ama cinsel devrim olunca herkes sevişemeyecek, sadece isteyenler birbiriyle sevişecek, rahat sevişecek.”
“O zaman gelmiyorum.”
Uzun zaman önce Beşiktaş’ta bir eski alışkanlıkla gezdiğim eski bir kitapçıda rastladığımı hatırlıyorum bu karikatür diyaloğuna. Bu diyalog kanımca çok önemlidir ve cinsel devrimin şifrelerini verir. Neden?
Niyetin dili ile insan dilinin barışması
Cinsel devrim herkesin herkesle sevişebileceği ya da sadece seksi içeren bir olgu değildir. Cinsel devrim insanın insanlığını, kendiliğini, birey oluşunu kazanmasıdır. Yani insanın birey olmasındaki ilk aşamadır. Bir anlamda eyleme geçip bir kefaretle karşılaşmadan önce niyetin bilinç ile bilinçsizlik parantezi arasında olgunlaşmasıdır. Bir cinsel devrim olabilmesi için öncelikle niyetin dilinin insan diline dönüşmesi, bireyin ortaya çıkması gerekir. Böylece ölümcül kimliklere karşı, bir birey olarak kendi varlığımızla karşı durabiliriz. Birey demek kendi ait, kendine özgünlüktür. Kadın ve erkek olarak kendimize ait oluşumuz derimizin altındaki o derinliktedir, derimizde veya derimizin üzerinde değil. Dolayısıyla cinsel devrim insanın kendisini, din de dâhil diğer bütün ölümcül kimliklerden soyutlayarak kendi kimliğini oluşturması, bireyselleşmesi-aitleşmesi-özgünleşmesidir. Böylesi büyük bir devrim karşısında erotizm, müstehcenlik, seks, pornografi ve bütün bunlardan ortaya çıkabilecek haz-doyum derinliksiz sarf malzemelerinden başka bir şey değildir...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder