6 Şubat 2018 Salı

KARBON ÜLKEDEN NAYLON ÜLKEYE: BİR TÜRKİYE KÂBUSU

Geçen yüzyılın Türkiye’sini seviyorum ben karar verdim, o Türkiye’de çok iç açıcı değildi, sicili bozuktu ama en azından romantik, devrimci ve sevilecek yanları vardı. Bir umut vardı, şiir vardı, roman vardı, inanç vardı ve daha bir sürü şey vardı; şarkılar da... 
21. Yüzyılın Türkiye’si ilk gençlik yıllarımda “Amerika’da on dakikada bir cinayet işleniyormuş. İnsanlar asansörlere yalnız binmemeleri, otoparklara yalnız gitmemeleri konusunda uyarılıyormuş” diyerek anlattıkları vahşi batı kâbus gibiydi, ülkemden uzak olsun… 
Kâbustu gerçek oldu. Türkiye karbon ülke olmaktan çıktı naylon ülke oldu… Sağcısı, solcusu, aydını, cahili son derece bilinçli bir biçimde koca bir ülke karbon ülke olmaktan çıktı, naylon ülke haline getirildi… Kalabalıklar, zor kullanma hakkını verdiklerinin ellerinden cenazelerini topluyor. Zor kullanma hakkını elde etmiş olanlardan bunu asla geri alamazsınız… 
Dün bu böyleydi ama zor kullananlar haddini biliyordu ya da kalabalıklar nereye gittiklerinden emin olmayınca bir sapaktan dönüyordu. Bugün gelinen noktada siyasal islâmcılar ile milliyetçiler birleşmiş, ülkeyi yok ediyorlar, meğer Türk İslamcıların Kızıl Elma’sı ülkenin yok oluşuymuş. 
Elbette Türkiye önümüzdeki yıllarda coğrafi olarak yok olmayacak, Türk insanı veya Anadolu insanı dediğimiz insanlar yok olmayacak. Ancak bir sömürünün yerine başka bir sömürü dinsel ve milliyetçilik motifiyle yerleştirildiğinde her şey dönülmez bir noktaya gider. Yarı yolda kalıp dönenler, kutsal olmayan savaşlarda hayatını kaybeden sevgilimiz ölülerdir, ölülerimizdir… 
Kime veya neye yönelirse yönelsin ölüme dek varan nefret, nefreti ve kini doğuruyor. Bütün süper kahramanların zayıf bir noktası var işte; sanki hepimiz ortaçağ düellosundayız… Savaşa hayır derken, insanlar ölmesin, ülkede güzel günler görsün çocuklar derken, demem o ki, artık bu ülkede eski insanlar yok. 
Bir sönmüş yanardağ olan Babam derdi ki, – bir gün yağmadan, işgalden yana olursam beni öldürün! Eski Türkiye’de yok. Kendinizi, çocuklarınızı, torunlarını bu ülkeye göre hazırlayın. 
Çocuklarınıza, torunlarınıza en güçlü silahın ahlak, eşitlik ve dürüstlük olduğunu öğretin. Ama yeri geldiğinde yağmalama ve işgal hakları olduğunu, bunu kullanıp kullanmamanın kendi inisiyatifinde olduğunu ve kullandığında da, kullanmadığında da bedelini ödeyeceğini öğretin. 
Bana bunu öğretmemişlerdi, iyi ki de öğretmemişlerdi, iyi ki kalbim kırıldığında nasıl saracağımı da öğretmişlerdi... Çünkü başkaların kötülüğüne neden olmaktansa ölmek iyidir. Zayıflar için gelecek uçurum, korkaklar için bilinmezlik, cesurlar için fırsattır denir. Geleceğiniz bol ve güzel olsun.

(Not: Romantik ve kötümser bir yazımı mı, haklısınız, yolu bilmekle başlamak aynı şeyi ifade etmiyor ve herkes kendi eline bakar ama oynamak zorundadır bu kumar masasında ve hayat bazı insanlara hiçbir zaman borçlu değildir.)
(imaj: au)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder