Ülkemizde kadın yazar yok gibidir. Olanların yazdıkları, en azından
okuduklarım açısından söyleyeyim insan olarak bir arayıştan ve buluştan çok
hiçbir şekilde bir isyana varmayacak kadar sıradan bir savruluşun vasat, buruk,
kendini ezberlemekten inatla imtina etmeyen, üstelik olmak istediği kadına
öykünmeyi çıkmaz bir yol olarak gören yazarlardır.
İstisnası yok gibidir, bu yüzden başta Ayşe Kulin olmak üzere kendi
güzel hayatlarına tatlı kederler kılıfı geçirilmiş roman ve öykücülerimizi bir
kenarda tutarak (Çünkü bu ayrı bir tartışma başlığıdır) “Ayşe Arman Kadınları” ile
“Mine Sögüt Kadınları” üzerinden kendini var-etmeye çalışan kadınlarımız…
Yıllarca cinselliği keşfiyle kadının özgürleşeceğini savunan ve kendi varlığını
örnek devrimci model olarak sunan Ayşe Arman, en basitinden Kâğıttan Kentler’in
on sekiz yaşındaki kendini kendi arayışına içtenlikle adamış Marco’su kadar
bile değildir (Marco’yla “… kâğıttan gemiler yaptım kalbimden ki hiçbiri
karşıya ulaşmazdı, aşk diyorsunuz, limanı olanın aşkı olmaz bayım” diyen Didem
Madak aynı karededir). Arman, Kadınlara “orospu” ile “anne” olmaktan başka bir
tanım biçmez. Bu yüzden kadın “Anne kadar şefkatli”, “Orospu kadar şehvetli”
olmalıdır.
Özellikle son dönemin yıldızı parlayan yazarlarından Mine Söğüt, sözde ve yazıda “devrimci
kadın” kimliğiyle ortaya çıkarken en azından görüntüsünde bile devrimcilik
yoktur. “Bırak evi bok götürsün” mottosu üzerinden ilerleyen devrimciliği, ya
da kadının kendisini bulma, kendisi olma hikâyesini “Lanet düzene itaatsizlik”
olarak biçimlendiriyor. Kendisi feodal bir yapıdan kurtulamamışken metinler
üzerinde feodaliteye başkaldırıyor, rollerin yeniden sorgulanmasına kapı
aralıyor, kendince. Kadının “Kendi kaderine ve direncine otopsi yapması”
gerektiğini söylerken kadını, dolayısıyla insanı öldürdüğünün farkında bile
değil.
Bu söylediklerim bir suçlama değil, bir tespit ve eleştiri.
“Kadına doğru ayakkabıyı verin dünyaya fetheder!”
diyen Marilyn Monroe toplumdaki kadınlara rehberlik yapan kadın yazarlarımdan
(roman, öykü, şiir yazarları dâhil) daha ilerdedir. “Kendine ait bir oda” kuran
ve bu yüzden aramızda yaşayama kendini adayan Virginia Wolf da aslında MM ile
Marco ile ve Didem Madak ile aynı serüveni paylaşır. Ki bu isimlerin arasına “sadece
içimde susmak istemeyen bir ses olduğu için yazıyorum” diyerek tevazu gösteren
Sylvia Plath ile Dövüş Kulübü’nde içtenliğiyle kendini inşa eden Marla Singer’ı
de eklemeliyim. Sinema, kitap ve gerçek hayattaki kadınlar birbirine
karıştırılmış gibi gelebilir bu yazıda evet öyledir. İşte tam da burasıdır her
şeyin olup bittiği yer yani imge ile gerçeğin birbirine sızmak-geçmek yerine, sonrasında
ortaya hiçbir şeyin çıkmayacağı çatışma noktası: Olmak ve olmayı düşünmek, hayal
etmek… Edebiyatımızda kadın denildiğinde kırmızı tabanlarıyla moda dünyasında
fırtına gibi esen ayakkabıların mucidi Christian Louboutin’in “Bir tanıdığım
yüksek topuklu ayakkabı giyildiğinde ayağın aldığı şeklin kadınlar orgazm
olduklarında ayaklarının aldığı şeklin aynı olduğunu söylemişti. Yani topuklu
ayakkabı giymek kendinizi orgazm olmak için uygun pozisyona getirmektir”
sözlerinde gizli. Kadınlara yön vermeye hazla sarılan kadın yazarlarımız ve
düşünce insanlarımız yüksek topuklu ancak ne orgazm pozisyonundalar ne de öyle
bir düşünceleri var. Hemen bütün kadınları da veya kendilerine inanan kadınları
da böyle olmaya teşvik ediyorlar. İkna yetenekleri de var aslına bakarsanız.
Ancak ve bu yüzden erkenden kaybettiğimiz Didem Madak gibi gerçek kadınlar ne
Marla Singer gibi imge karakterler ne toplumda ne de edebiyat, kültür ve sanat
dünyamızda yok. Olması da beklenemez. Bunun en önemli örneği derinliksiz imge(kirli simge) haline
getirdiğimiz ve her akşam televizyonlardaki dizilerde seyredilen, onurunu ve
geleceğini mala, mülke, şuna veya buna yani değerli olmayan her şeye adamış,
kendini bunlara hapsetmiş, sonradan görme tip-kadınlar, genç kızlardır.
Bunların çok seyredilip seyredilmemesi ayrı bir konu… Bizdeki yani ekrandaki,
kitap sayfaları arasında hemen bütün bu kadınları topladığımızda ortaya bir
kadından ve insandan çok bir metafor çıkıyor. Başı sonu olmayan et ve kemikten
ibaret, dudaklarında ne dediği belli olmayan cinsiyetinden bile kuşku
duyabileceğimiz, kimliksiz bir mecazlar çöplüğü… Balıklar ıslak kaldığı sürece
yaşar ve belki de artık kız çocuklarına “Kendine ait bir oda” nasıl inşa edilir
onun gösterilmesi gerekir. “Vitrinde bir ayakkabı gördüm aşık oldum” diyen kadın
o mağazaya girip o ayakkabısını gönül rahatlığıyla alabilecek her türlü
estetik, ekonomik… donanıma sahip olsun… ve balıkları denizden çıkardıktan
sonra istediğiniz kadar ıslatın kurumasalar bile deniz özleminden ölürler.
Periscopda ben zevk icin birlikde olurum ve bakire degilim diye türk kizinin videosu ! ve videoda kizin adreside mevcuttur ! Sitemizde internette kolalikla bulamayacaginiz ifsa videolari mevcuttur bazi videolar baska yerlerde yoktur cünki takipcilerimizin kendi cekipde bize gönderdigi turk porno videolardir sakirabi.com
YanıtlaSilAmcigim 1 haftadir seni bekliyor ! =====> vajinam seni bekliyor
turk 18 lik sütyen kullanmiyorum ben =====> sutyensiz turk
Sirketin müdürü sekreterini sikerken =====> müdürle seks
SITEMIZ TIKLA GIR=====> full yerli pornolar
Sitemiz ifsa turk videolari vermeye devam ediyor > sakirabi.com
SITEMIZ TIKLA GIR=====> ifsa seks
Kocasini baska erkeklerle aldatan evli ve türbanli bayanlar
SITEMIZ TIKLA GIR=====> periscope pornolar
SITEMIZ TIKLA GIR=====> 19 yas kizlarla seks
>>>>>> TURK AMATÖR PORNO VIDEOLAR >>>>>>>
★★ http://sakirabi.com ★★
★★ http://sakirabi.com ★★
★★ http://sakirabi.com ★★
Turkish amateur porno > > > http://sakirabi.com
Yerli amator adult videolari paylasan sitemiz > > sakirabi.com
INDIRME REKORLARI KIRAN YENI LISELI VIDEOLARI !!! ALTTAKI LINKLERDEN KISA LINKLERI GEÇINIZ
Anani sikim götüme girdin ( LISELI CEYDA ) =====> TIKLA KONUYA GIR
Bakire degilim ben adres vereyim gel =====> TIKLA KONUYA GIR
Kizimiza analdan girecek ABLA KARDESINI SIKTIRIRKEN =====> TIKLA KONUYA GIR
YAKALADIKLARI LISELI KIZI GURUPCA SIKTILER ( izmitliler ) =====> TIKLA KONUYA GIR