BİR B.O.K’UN EVRAK-I METRUKESİ
Şimdi de var ama eskiden çok daha fazlaydı, umumi tuvaletlerin kapısına yazılar yazardı insanlar. Kalın bağırsaklarından idrar yollarına veya anüse oradan da kubura sifon basar gibi bir “hıh” nefesiyle içsel bir dürtüyle basılan, kimi anakonda misali, kimi mısır püskülü havasındaki biraz metan gazlı nesnel rahatlamanın ardından mı yoksa öncesinde mi veya kuburun kenarlarına bulaştırmama heyecanıyla pürtelaş, aynı sarıda mı yazılır bilinmezdi, tuvalet kapılarına yazılar yazdı insanlar. İnsanlar evet. Kadın veya erkek tuvaletleri fark etmezdi…
Tuvalet kapılarında, duvarlarında B.O.K’tan bir edebiyat akımı oluşmuştu:
“Yazı yazma helâya,
Başın girer belaya,
…” en bilindik, hece ölçüsünde, kafiyeli ve herkesin diline dolanan
B.O.K edebiyatının, daha doğrusu umumi tuvaletlerdeki kapı yazılarının markası niteliğindeydi. Tuvalet kapısına yazı yazıp da başı belaya girmiş biri yoktu ama
“Ürperiyorum ya sıçamazsam…” gibi deneysel ve tedirgin
“İlk kez yazıyorum çok heyecanlıyım” gibi içten ve samimi,
“Bunu yazan tosun…” gibi imasız ve pornografik,
“Sifonu çekin başka bir şey çekmeyin” gibi derinlikli ve felsefi,
“Seksi düşünmemeliyim düşünmemeliyim memeliyim meme meme memeeeee...”liyim gibi bilinçli bir bilinçdışılıkla… ağza alınmayacak ama ağızdan da düşürülmeyen edebi(!) cinsel fanteziler, psikolojik devinimler, felsefi çıkarımlar, sosyolojik kalıp-dışılık tuvaletlerin kapılarına, duvarlarına adeta ‘hıh’ nefesiyle zerkedilirdi.
İşemeye, sıçmaya mersiyelerin düzüldüğü… bütün bilinçaltının ortaya döküldüğü… en belirgin şekilde hiçbir şeyden ama hiçbir şeyden tatmin olmamışlığın isyanıyla “aklı tuvalette gelen” bir neslin, ya da ırkın ya da her neyse işte tam da onun eserlerinin malumatfuruşluğu sergilenirdi tuvalet kapılarında.
Günde ortalama 15 (onbeş) saniye kitap okumak gibi son derece ağır ve yorucu bir eylemin gerçekleştirildiği bir coğrafyada kalın bağırsak yolunun son bilgelik kapısının twitter ve facebook olmasına şaşmalı mıyız, şaşmamalı mı?..
Okumaya ve beyni kullanmaya faydası olur mu olmaz mı?.. Yoksa sadece kubur farelerinin obez olmasına mı neden oluruz? Ya da yediğimizse bizi biz yapan, kubura bıraktığımız nedir?.. Sorulara cevap aramıyorum. Belki de bu yazının başlığı İSTİSNALARIN AYRI tutulduğu B.O.K’A METHİYE olmalıydı, B.O.K. yani Büyük Ortam Kuburu.
(NOT: Bu bir yer altı yazısıdır, kimse alınmasın, lütfen sifon çeker gibi (like)’lamayın da, yerüstüne çıkmasın, kuruyuncaya kadar kokar rahatsız olur insanlar. (au
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder