10 Mayıs 2020 Pazar

HER KADIN İNSAN DEĞİLDİR AMA HER ANNE KADINDIR


En başta şu hükmümü koyayım: O ayrı bu ayrı değil, hepsi bir ve bunun indirgemeci bir tavır olduğunu da düşünmüyorum. 

Bugün anneler günü kutlandı. Gördüğüm kadarıyla sosyal medyada herkes annesini gösterdi veya anneliğini gösterdi. Harika. Hepimiz annemizi seviyoruz. Çünkü annemiz insan değil. Annemiz ne? “Kutsanmış” bir varlık mı? Hiçbir kadın kendiliğinden anne olmaz, dolayısıyla anne olan her kadın belli bir bilinçle veya kolektif belleğin işleyişi çerçevesinde anne olur. Birçok kadın öğrenilmişliğin annesidir. Evlenmesi gerektiği için evlenmiştir. Anne olması gerektiği için anne olmuştur. Yani kimse durduk yerde bir kadının rahmine çocuk yerleştirmiyor. Bu iki insanın bilinçli tercihiyle ve geleneksel yapı içinde gerçekleşiyor. Zerdüş böyle buyurduğu için anne oluyor yani birçok kadın. Mesele değil. 

Mesele annenin “insan” olma hüviyetinden çıkarılıp kutsallaştırılması. Bir annenin çocuğuna yaptığını kimse kimseye yapmaz, doğru yapmaz. Çünkü annelik temelde budur zaten. İnsan soyunun devam edebilmesi için anneye bir aracı olarak ihtiyaç vardır. Ancak asıl mesele annenin bir araç olarak kutsallaştırılması ve diğer insanlardan ayrı bir yere konulması. Üzerine romantizm ve duygusallık sosu dökülmesi... Bu da “anne” olmayı “insan olmaktan” ve “kadın olmaktan” ayırıyor. Bu tehlikeli ayrım, “insan” ve “kadın” ile ilgili tam da ikiyüzlülüğün orta çıktığı yer kanımca. 

Son 5 yıl içinde öldürülen kadın sayısını sorsam oldukça çok olduğunu söyleriz. Oldukça çok, naif bir ifade gibi değil mi? Bana göre korkunç bir ifade. Oldukça çok kadın öldürüldü, deyivermem ne kadar da iğrenç yapıyor beni. O kadınların kanı kurumadı. Katilleri, annelerinin dizi dibinde. Belki bugün onlar da anneler gününü kutladılar, annelerine sarılıp. Kadınlara şiddet uygulayanlar, bugün gidip annelerine sarıldılar. Eşlerini dövenler bugün gidip annelerinin ellerini öptüler. Kız çocuklarıyla evlenilebileceği fetvalarını verenler, bugün annelerinin dizi dibindeydi. “Anne” nedir o halde? Her kadın insan değildir ama her anne kadındır(!) O halde nasıl oluyor da kadına bu kadar korkunçlukların yapıldığı bir ortamda hiçbir şey yokmuş gibi anneler günü kutlanabiliyor? Değil işte, o ayrı bu ayrı değil. Zaten mesele de buradan kopuyor. Kutsal olan - eğer bir kutsallıktan bahsedeceksek -  insandır. Kadın veya erkek fark etmez. Annelik bir terfi makamı değil. Annelik bir araç. Diyeceksiniz ki bu kadar mı? Emin olun bu kadar. 


Her anne de anne değil, bunu da tespit etmek gerekiyor çünkü annelik his değil bilgidir… Anneler gününün kutlandığı bugün hepimiz kendimizi bir düşünceye çekelim. Kadınların öldürülmesine kadınların ayrımcılığa tabi tutulmasına, kadınların şiddet görmesine, kız çocuklarının alınıp satılmasına, bir cinsel malzeme olarak kullanılmasına ses çıkarmadığımız bir yerde kutlanan anneler günü ikiyüzlülüktür. Bu iki yüzlülük maalesef toplumumuzun her kesiminde vardır. Bir doğruyu en çok acı çektiğimiz ve en çok mutlu olduğumuz anda dile getirmek gerekiyor. Didem Madak’ın dediği gibi - muhabbet kuşumuzun öldüğü gün bugündür(1). Nilgün Marmara’nın - dirimizin çürüdüğü yer (2) dediği yer tam da burasıdır. “Ben bu kentin yitik bir çocuğuyum” diyen Tezer Özlü’nün yeryüzüne dayanabilmeyi umduğu yer de burasıdır(3). Bir ot bile kendi özgürlüğünde yaşarken, ot gibi bile yaşamayan insanların, kadınları ve kız çocuklarının çektiklerini bir kenara bırakarak, anneler günü kutlaması acı verici. İnsan annesi öldüğünde doğar… 

Herkesin bir annesi olduğuna inanıyorsak, herkesin canının yanacağına da inanmamız gerekir. Özellikle kadınlarla ilgili ayrımcılığın üzerine yatan toplumlarda her kutlama ikiyüzlüdür ve her yas ayrımcılıktır. Oturup yas tutmayalım ama kadın ayrımcılığı konusunda dini, politikayı vb. üstü örtük veya açık, propaganda malzemesi yapan ve kadını insan olarak düşünmeyen her otoriteyle sorunumuz olması gerektiğini de sadece not almayalım, eylemlerimizle gösterelim. Bütüncül bakmadığımız sürece hiçbir şey gerçekçi değildir. Her kadın insandır, her anne de insandır ve insan kırılgandır, ölümlüdür, acıları ölümsüzdür.
Kaynaklar:
(1)   Madak, Didem, Ah’lar Ağacı, s. 47, Metis Yayınları, İstanbul, 2012.
(2)   Marmara, Nilgün, Daktiloya Çekilmemiş Şiirler, s. 112, Everest Yayınları, İstanbul, 2015.
(3)   Özlü, Tezer, Yeryüzüne Dayanabilmek, s.53 Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2013.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder