… yarınların bizim
olmadığı kesin. Ancak gelecekte yarını inşa edenlerin arasında adımın sayılacak
olması beni çoğu zaman paniğe sürüklüyor; - o korkunç kötü günlerde çok zordu
ama iyi olmaya çalıştım, iyilerin safındaydım, çok özel günahlarım dışında
insanlara, hayvanlara, doğaya bir kötülük yapmadım, bilerek; atalarım yaptığı ve
bana miras bıraktığı hiçbir kötülüğü geliştirmedim ama o hataların bedelini de
ödedim, diyebilir miyim? Ne korkunç. Size de öyle gelmiyor mu? Hayatımızdaki bazı
insanları hayatıma yapılmış en büyük hakaret olarak görüyorum. Bazen geçmişe
nefretle bakıyorum.
Hiç kuşkusuz benim annem babam da hatalar yapmıştı, sadece
kendi hayatlarına dair değildi hataları, benim ve insanlığın geleceğine dairdi
ancak bunun doğru olduğuna inandırılmışlardı veya korkutuldukları için kendilerine
başka bir seçenek bırakılmamıştı. Ben bu korkunç günleri yaşarken, masum
suçluları değil de asıl hayata, insanlığa ve doğrudan bana yapılmış en büyük
hakaretin sahibini arıyorum. O ismi bulamayacağım. Bu yüzden bazen kendimden de
nefret ediyorum.
İnsan dışarıdan bakınca insan evet ama içeriden bir yapboz. İçindeki
yapbozu dışarıyla örtüştürmeye çalışan kan kokusu almış köpek balıkları gibi küçük
ve kötü insanlar var. Hazreti İbrahim’i çok iyi anlıyorum. İbrahim’in ateşe
atılması meseli, asıl meselenin şifrelerini veriyor bana göre. İbrahim’i küçük,
kötü insanlar bir mancılık ile uzaktan ateşe atmışlardı. Mancılığın
başındakiler kimdi aslında tam da belli değil.
Sonuçta özneleri gizli, küçük
kötü insanlardı. Her küçük ve kötünün
bir mancılığı var, bizi ateşe atıyor. Ne odunlar balık oluyor, ne de ateş su. Bildiğin
taş kesiliyoruz. Gözlerin işlevi ağlamak mı, öfkeyle, kinle, linçle parlamak
mı, elbette hayır, gözlerin işlevi görmek. İnanmaya başladım ki, lanetli bir coğrafya,
lanetli ülke, lanetli bir gündüz ve lanetli bir gece ve günler. Yalanlar
hiyerarşisinde insan ve hayat en üst sırada. Kariyerini saptırılmış peygamberler,
sayfalarından sökülüp dağıtılmış kutsal kitaplar, kan emici ideolojiler ve soysuz
nefret…
Bazı insanlar trajedimize bir güzel öbür dünya-Cenneti hak etme bedeli
olarak bakıyorlarsa yanılıyorlar. Benim vatan dediğim, gelecek. Yani özgürce günah
işleyebileceğim, Allah’tan af dileyebileceğim, belki bağışlanabileceğim ve şükredebileceğim,
bir insan olmanın haklı yanlarıyla Cennet’i isteyebileceğim bir yer. Geleceği
yıkıyorsun, mutlu musun.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder