Ben
de bir alfabenin zaafıyım. Keyfi ve acayip meraklarla ve üstelik çağın negatif
kahramanlığıyla seçtiğim fazla olgun birkaç sözcükle her şeyi anlatabileceğimi
sanıyordum. Oysa insanın kendi düşüncelerinin bir başkasının alın yazısı
olmasını beklemek mümkün değilmiş. Üzülmüyorum. Her şehrin en az bir delisi
olur sonuçta. Ben de bu alfabenin delisiyim. Aldatıcı ve yıkıcı bir hayatın
oyun tadı her uzak ufkun umutlu alaca şafağı olacak değil elbette. Zaten çağ da
fazla olgun. Herkes Cennet’i istiyor, haklı olarak. Düşük profilli derviş
bilgeliğinden sızan her lirik zikir, Cennet’i vaat ediyor, tamam. Ancak ben Cennet’i
de istediğime emin değilim. Cennet’i istemeyenler için ve eğer bu insanlar
Cehennemlik de değilse Yaratıcı, bir yer ayarlamalı, kendine yakın. Deniz gören
bir yer olmasını isterim şahsen. Tepemde martılar olmalı. Uzaktan korsan
gemileri geçmeli, artlarından öyküler uydurmak istiyorum aşklı meşkli; şımarık Natalie
Portman mavisi öyküler. Bir de köpek ve güvercinler. Teknem de olsun ama atımı
bağlamak için. Bir koca denizin bağlanmasını istemem küçüklüğüne rağmen egosu
büyük tekneme; Nuh’tan sonra bir Nuh ve tufan beklentisi tuhaf; hem Nuh,
teknesindeki herkes çiftken tek başınaydı, ben tek başına olmak da istemem, bir
erkeğin imgeler ve mecazlarla süslü şiir misali, nasıl okursan öyle okunmayı
bilen bir kadını olması gerektiğine inanıyorum.
Ne dersiniz?
Bence alçakgönüllü
ve zarif istekler bir alfabe engellisi için; bazı şeyler mümkün görünüyor mü?
Oysa mutluluk düşkünlüğümü antik bir ihanetin arkeolojik kazısında kaybetmiştim,
mağdurum. Kelime oyunu yapmıyorum, kendimi acındırmak niyetinde de değilim.
Ancak şunu da bilmenizi isterim, her alfabenin bir zafiyet teorisi de vardır;
söylenemeyen ve yazılamayan; kanamalı bir iç sızıntı. Sonuçta aynı alfabeyi
kullanıyormuşuz gibi geldi bana, yo yo üstü kapalı bir tehdit falan
savurmuyorum ama yine de siz bilirsiniz.
(aliulurasba,imaj:fotodali-Büyükada
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder